Cildimiz vücudumuzu koruyan bariyerleridir, ama ondan da öte insan
vücudunda en başta gelen estetik algı merkezlerindendir. Cildimizin
pürüzsüzlüğü duruluğu canlılığı karşı gözlerde direk pozitif ışıklar
yakarken matlık, ciltte oluşan lekeler ve izler ne yazık ki o pozitif
ışıkların sönmesine neden olur.
Ama sakın korkmayın cildimizin güzelliği bizim elimizde cildimizde yanan
sinyalleri doğru okursak eğer bir hastalığı erken fark edebilir amansız
çıkan lekelerin gizemini hızla çözebiliriz.
Özellikle yaz aylarında güneş ışınlarının hasarıyla vücudumuzda beliren
bu istenmeyen misafirler nasıl oluşuyor? Birkaç nedeni var ama daha sık
ve üzerinde durulanı derimizde bulunan cildimize renk veren melanin
pigmentidir. Bu pigmentin üretiminde ki bozukluklar bu pigmentin az veya
çok salgılanıyor olması birçok lekenin oluşumuna davetiye çıkarır.
Bu lekeler özellikle beyaz tenli insanlarda güneş kremi kullanılmasının
ihmalinden ya da hızlı bronzlaşabilmek adına düşük faktörlü güneş kremi
kullanımından kaynaklanmaktadır. Bu lekeler genellikle kahverengi bazı
durumlarda da beyaz renkli melanin birikmesine bağlı olarak ve ne yazık
ki kalıcı nitelikte gelişen lekelerdir.
Cildin kendini yenilemesinin yavaşladığı 35 yaş üstü kişilerde ve yaş
ilerledikçe daha sık görülmekle birlikte gençler ve ergenlerde de bu
sorun yaşanabilmektedir.
Bu güneş lekelerinden tıptaki adıyla Ephelisten kurtulmanın çeşitli yolları mevcuttur ama bu yollara başvurmadan önce
yapılması gereken güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde veya
güneşlenme amaçlı güneşe maruz kalınan durumlarda doğru güneş kremini
seçmektir.
Genellikle güneş kremleri spf faktörünün minumum 30 ve üstü olduğu
durumlarda koruyucu nitelik taşıdığından iklime, cilt tipinize ve güneşe
hassasiyetinize göre seçmenizi öneririm. 30 faktörden sonra koruyuculuk
açısından çok fark etmemesine karşın cilde zararları olabileceğinden
gerekirse eczacınız veya bir uzman doktordan tavsiye alınız.
Güneşe bağlı lekeler haricinde ciltte oluşan diğer çeşitli lekeler
melazma, solar lentigo, foto alerjik reaksiyonlar ve yara iyileşmesinden
sonra oluşan lekeler olarak sınıflandırılır.
Melazma (klozma, hamilelik maskesi ) : Sık görülen bir cilt
rahatsızlığıdır. Genellikle alın, burun ve dudak üstü, çene ve yanak
bölgesinde farklı boyutlarda oluşabilen bu lekelere hamilelik sırasında
meydana gelen hormonal değişiklikler ve doğum kontrol hapları olarak
bilinen oral kontraseptifler sebep olabilmektedir. Cilt rengi nispeten
daha koyu olan kadınlarda daha sık görülmektedir. Güneş ışınları ve
cildi tahriş edici bazı bakım ürünlerinden korunmak lekelerin gelişimini
ve yayılımını önlemek için esastır. Bu lekeler hormonal ritmin düzene
girmesiyle geçebileceği gibi özellikle “hidrokinon” içeren reçetesiz
satılan topikal kremlerle de tedavi edilebilir.
Fotoalerjik reaksiyonlar: Kimyasal maddelerin sebebiyet verdiği bu cilt
rahatsızlığında kullanılan bazı kozmetik preparatlar ve ilaçlar ciltte
lekelenmeye neden olabilmektedir. Bu durumlara neden
olan etken madde veya yardımcı madde tespit edilmeli ve bundan sonraki
topikal kullanımlarda preparatlar içerik açısından kontrol edilerek
kullanımdan sakınılmalıdır.
Solar lentigo (yaşlılık lekeleri): özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan
bu lekeler güneşin uzun süreli maruziyetinin bir tepkisi olarak ciltte
kendini göstermektedir. Güneş lekelerine benzer kimlikteki bu lekelerin
renkleri açık kahverenginden siyaha doğru değişmektedir ve çok açık tene
sahip insanlarda ve ırklarda genç yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir.
Yara iyileşmeleri sonrasında oluşan lekeler: Bu tür lekelere koyu renk
cilde sahip insanlarda sık rastlanmaktadır. Sivilce ve yanık tarzı cilt
sorunlarının iyileşme sürecinde zamanla lekelenmeye sebebiyet
vermesinden kaynaklanmaktadır.
Çil: Ciltte özellikle güneşe maruziyetle beliren çiller doğuştan
itibaren varlığını sürdürürler ve genellikle alın yanak burun üzeri ve
çenede gözlenir ekseriyetle sarışın ve kızıl saçlı kişilerde melanin
birikmesiyle oluşur. Güneşin etkisini kaybettiği mevsimlerde şiddeti ve
görünümü azalan küçük turuncumsu lekelerdir.
Ciltte oluşan lekeler haricinde cilt tonunuzu takip etmeli “bugün çok
solgun görünüyorsun”, “rengin sararmış” gibi uyarıları dikkate
almalısınız. Çünkü bu belirtiler dolaşım sistemimizde kendini ifade eden
karaciğer, böbrek, akciğer ve kalp ile ilgili çeşitli sorunların
habercisi olabilir.
Size tavsiyem sevgili okurlar yılan gibi mevsimden mevsime
değiştirebileceğimiz bir cildimiz yok ona iyi bakmalı beslenme ve
psikolojik sağlığımızın cilde yansımasını yadsımamalı belli aralıklarla
ikinci bir ayna yardımıyla vücudumuzdaki ton değişiklikleri, leke ve
yaraları incelemeliyiz. Şüphe uyandıran ve tanıdık olmayan durumlarda
dermatologlardan yardım almalıyız. Her yaşın güzelliğine has sağlıklı
cildinizle ışıldamanız dileğiyle hoşçakalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder